• Video

  • Son Forum Yazıları

    ademsucu

    - Kesikbaş(Şemsi Tebrizi) Türbesi:
    Niğde'nin Eskisaray Mahallesi'nin güneydoğusunda san taştan yapılmış bir türbe vardır. Burada kesikbaş yatmaktadır.

    Niğde İlindeki Adak Yerleri

    ademsucu Bugün, 18:07 son yazılan Mesajı göster
    ademsucu

    Niğde görenekleri: Bütün Anadolu'da rastlanan ortak kültür unsurlardır. Bunların arasında hurafelerin de ayrı bir yeri vardır. Niğde'de okur-yazar oranı

    Niğde Hayatın Dönüm Noktaları

    ademsucu Bugün, 18:06 son yazılan Mesajı göster
    ademsucu

    Mahalli Niğde Giyimleri:
    Bugün özel günlerde Niğde giyimi, il merkezinde bir hatıra olarak yaşamakta, ilçe ve köylerde ise yavaş yavaş ortadan

    Niğde Giyim

    ademsucu Bugün, 18:05 son yazılan Mesajı göster
    ademsucu

    Niğde'nin Özel Yemekleri: Niğde'nin Özel Tatlıları:

    Niğde Yiyecek-İçecek

    ademsucu Bugün, 18:04 son yazılan Mesajı göster
    ademsucu

    Niğde ve yöresi antik ören yerleri bakımından oldukça zengindir. Bu ören yerleri kazı buluntularının çoğu Niğde Müzesi'nde sergilenmektedir.

    Niğde Diğer Tarihi Yerler

    ademsucu Bugün, 18:03 son yazılan Mesajı göster
  • Resim

  • Hoşgeldiniz

    by Published on 22 Ocak 2012 22:03


    "- Ey Oğul!

    Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül alma sana... Suçlamak bize; katlanmak sana... Acizlik yanılgı bize; hoş görmek sana... Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana... Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana..."

    "-
    ...
    by Published on 15 Ocak 2012 21:05


    VATANIMIN TOPRAĞI TEMİZDİR
    Kral Edward İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı’na yanaştı. Atatürk de rıhtımda O’nu bekliyordu. Deniz dalgalı idi ve kralın bindiği motor inip çıkıyordu. Kral rıhtıma çıkmak istediği bir sırada eli yere değdi ve tozlandı. O sırada Atatürk de Kral’ı rıhtıma almak üzere elini uzatmış bulunuyordu. Bunu gören kral bir mendille elini silmek istediği bir anda Atatürk:
    -Vatanımın toprağı temizdir, o, elinizi kirletmez! diyerek, Kral’ı elinden tutup rıhtıma çıkarıverdi.
    Enver Behnan Şapolyo
    ANKARA’YI NEDEN BAŞKENT YAPTIM?
    Sıcak bir günün akşamında yanında bazı ileri gelenler ile Köşkü’nün bahçesinde dolaşıyordu. Ben de o sıralar eski Köşk’ün tavan dekorlarıyla meşguldüm. Tozlu ve sisli bir akşam Ankara’nın üzerine çökmüştü. Yer yer toz hortumları semaya doğru yükseliyor ve manzaraya daha boğucu bir hava ekliyordu. Bize:
    - Ankara’yı hükümet merkezi yapmakla iyi mi ettim? diye sordu.
    Tabii herkes müspet cevap verdi. Arkasından:
    - Neden? suali gelince, kimi staratejiden, kimi siyasetten bahsetti. Hatta birimiz “kayalık güzeldir” gibi bir estetik nazariye de ortaya attı. Atatürk :
    -“Şimdi dalkavukluğu bırakın” diye münakaşayı kapattı. Ankara’nın hükümet merkezi olmak için saydığınız meziyetleri beni ikna etmeye yetmez. Ben Ankara’yı hükümet merkezi yapmakla büsbütün başka bir hedef güttüm. Türk’ün imkansızı imkan haline getiren kudretini dünyaya bir kere daha tekrar etmek istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar, yeşil ağaçların çevirdiği villaların arasından uzanan yeşil sahalar asfaltlarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceğiz. O kadar yakında olacak”.
    Anekdotlarla Atatürk Em.Tümg. Muzaffer Erendil
    TÜRK MİLLETİNE OLAN HAYRANLIĞI
    Zamanının ünlü biyografi üstadı alman Emil Ludwig 1934’de Atatürk’ün hayatını yazmak için Ankara’ya gelmişti. Eserleri arasında geçmişin ve yaşanılan devrin iz bırakmış nice şahsiyeti vardı.
    O günlerde Polonya Cumhurbaşkanı, çok ünlü bir piyanist, bir virtüöz olan Ignas Jan Paderavsky’nin hayatını yazıyordu. Mustafa Kemal kendisini kabul ettiğinde, önce bedeni hususiyetlerini uzun uzun tetkik etmesi genel sekreteri Hikmet Bayur’un dikkatini çekmişti. Nitekim soyusopu üzerinde bilgiler edindikten sonra Hikmet Bayur’a Ata’nın musiki ve bilhassa keman-piyano ile meşgul olup olmadığını sormuş Bayur’un bu soru üzerine şaşkınlığını görünce şu açıklamayı yapmıştı:
    - “İzah edeyim. Atatürk’ün parmakları daha çok bu müzik aletleriyle meşgul olanların bariz hususiyetleridir. Mesela Paderavsky’ninki böyledir. Size rica edeceğim. Bana bir elinin parmaklarını bir kağıda çizer, verir misiniz?”
    Atatürk, bu isteğe tebessüm etmiş, daima nazik ev sahibi olarak arzuyu yerine getirmiş, fakat tarihçinin yanlış hüküm vermemesi için şu açıklamayı yapmıştı:
    - “Bana ailemde zafer kazanmış büyük kumandanlar olup olmadığını sormuştunuz. Size yoktur cevabını vermiştim. Şimdi parmaklarımı ömrü savaş meydanlarında geçmiş bir askerde yadırgadığınızı seziyor gibiyim. Size kestirmeden bir açıklama yapacağım. Eğer, bende bazı fevkaladelikler görüyor ve buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız. Bu ülkenin bütün insanları temelde benzer yapı içindedir. Hatta kusurlarımızda bile... Biz bu aynı kaynağın kök sağlamlığı ile milliyet ve devlet yapısını muhafaza edebilmiş müstesna milletiz. Sadece ben değil, tarihte bu büyük millete sahalarında hizmet edebilmişler varsa, hepsinin ilham kaynağı aynıdır”.
    Cemal Kutay, Atatürk Olmasaydı
    MİLLETİNE GÜVEN
    Toplantıda kendisinden evvel söz söyleyenlerden biri ona: “nereden ilham ve kuvvet” aldığını sormuştu; büyük adam bu soruya millet hizmetinde bulunan insanların ilham kaynakları hakkında, uzunca bir tahlil yaparak cevap verdi... Sonunda kısaca demişti ki :
    “Efendiler... İlham ve kuvvet kaynağı milletin kendisidir; milletin müşterek arzusu, gerçek temayülüdür. Varlığımızı, istiklalimizi kurtaran bütün teşebbüs ve hareketler; milletin müşterek fikrinin, arzusunun azminin yüksek tecellisinden başka bir şey değildir.”
    (Atatürk’ün bu nutku, seyahatini temsilcisi ile takip eden Anadolu ajansı tarafından çıkarılan bir broşürde mevcuttur.)
    Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, S.50
    SİLAHIN, ORDUN, PARAN VAR MI?
    Birinci Dünya Harbi yenilgisinden sonra öz yurdun kurtuluşu için mücadeleye atıldığı zaman O’na, “Silahın, ordun, paran var mı?” Diye soranlar olmuştu. Eşsiz kahraman; bu zayıf iradeli ve kısa görüşlülere şu cevabı vermişti:
    “Paramız olacak, silahımız olacak, ordumuz olacak, savaşacağız ve muzaffer olacağız.”
    Bu sefer de, “devletin bünyesini yaşatmak için, harice baş vurmaksızın, memleketin gelir kaynakları ile idaresini sağlamak çare ve tedbirlerini bulmak lazım ve mümkündür, ” diyordu.
    VATAN İÇİN
    Ölümünden otuzaltı gün önce, birinci komutan, sonra Başvekil Celal Bayar, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, beraberinde hazırlığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık plan dosyasıyla gelir. Hekimler, zaman alan ciddi konularla meşgul olmasını yasaklamışlardı. Başvekil, bir-iki temel konuda fikrini öğrenme ihtiyacındadır. En çok beş dakika için evet derler.
    Bundan sonrasını Celal Bayar şöyle anlatır :
    - "Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi.
    Elimdeki dosyanın ne olduğunu sordu :
    - "Üçüncü beş yıllık planın son şekli Atatürk" dedim.
    Eliyle işaret etti.
    - "Şöyle, yanıma otur anlat"
    Şezlongunu yükseltmelerini ve arkasına bir yastık konulmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe alakası artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel sekreteri Hasan Rıza'nın bana bunu hatırlatmak için içeri girdiğini hissetti;
    - "Gel Soyak, sen de dinle, başbakan çok güzel şeyler anlatıyor" dedi.
    Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümle ile o bahsi tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın gelecekleri okurcasına:
    - "Ufukta yeni bir dünya harbinin bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan tesisler, allah muvaffak etsin acele edin" dedi.
    Bunları söyleyen insan birkaç gün önce komadan çıkmıştı.
    Sağlığı ile ilgili bir tek kelime etmedi.
    Cemal Kutay, Atatürk Olmasaydı
    MİLLETE GÜVENİ
    Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır'da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal'i görmeye gelmişti, kendisine;
    - Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz ? diye sordu.
    Olabilecek bir şey değildi ama, insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal;
    - Yarım milyonun bu uğurda ölür mü ? diye sordu.
    Adamcağız yüzüme baka kaldı:
    - Fakat paşa hasretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var ? Başımızda siz olacaksınız ya... dedi.
    - Benimle olmaz, beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.
    Rıfkı Atay, Çankaya
    BİR TÜRK DÜNYAYA BEDELDİR
    Ata Kastamonu'yu ziyaret etmişti. Kışlaya da uğramıştı. Koğuşları geziyordu. Her koğuşta birçok vecizeler vardı. Güzel sözlerdi bunlar. Bir koğuşta büyük bir levha yazılmış :
    - Bir Türk on düşmana bedeldi.
    Atatürk bunu görünce birdenbire durdu, yüzü değişti, gözleri daldı. Sonra sert bir sesle:
    - Hayır, hayır... dedi. Bir Türk dünyaya bedeldir.
    Zeki Cemal Bakiçelebioğlu
    İNGİLİZ KRALI'NA VERİLEN ZİYAFET
    İngiliz kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce:
    - “Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz!...” dedi.
    Ve nihayet bu sofra merasimini bilen bir zattan öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular... Akşam kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk'e dönerek:
    - “Sizi tebrik eder ve teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim" diyerek memnuniyetini bildirdi.
    Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral'a eğilerek:
    - “Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim!” dedi. Bütün sofradakiler Atatürk'ün zekasına hayran oldular. Atatürk garsona da “vazifene devam et” emrini verdi.
    Enver Behram Şapolyo
    MUSTAFA KEMAL HAKİKİ BİR TÜRK MİLLİYETÇİSİ İDİ.
    Mustafa kemal 5. Orduda Arap ırkından olan askerlere daha özel muamele yapıldığını ve Anadolu çocuklarından daha üstün tutulduklarını gördükçe müteessir oluyordu.
    - Osmanlılığın telkin ettiği bu aşağılık duygudan ne zaman kurtulacağız?
    diyordu. Aynı ıstırabı bende duyuyordum. Yafa'da Mustafa Kemal’in bölüğünde alaydan yetişmiş Makedonya Türkler'inden yaşlı bir yüzbaşı vardı. Yüzbaşı Anadolu'lu Kıt'a çavuşlarına karşı şiddetli davranıyor, yeni erlere karşı ise lüzumundan fazla müsamaha gösteriyordu. Onların azarlanmasına, hırpalanmasına gönlü razı olmuyordu.
    Mustafa Kemal, başından geçen bir olayı şöyle anlattı:
    - "Bir gün Makedonyalı yüzbaşı, Kıt'a çavuşlarından birini bölük kumandanlığı odasına çağırdı. Müfit'le ben de orada idik. Çavuş sağlam yapılı ve yakışıklı bir Türk delikanlısı idi. Yüzbaşı gencin onurunu kıracak şekilde azarlamaya başladı. Daha ziyade mensup olduğu ırka hücum ediyordu.
    - Sen, diyordu, nasıl olurda necip Arap kavmine mensup peygamber efendimizin mübarek soyundan gelen bu çocuklara sert davranır, ağır sözler söylersin? Kendini iyi bil, sen onların ayağına su bile dökemezsin.
    Gibi gittikçe manasızlaşan sözlerle hakaret ediyordu. Sesi yükseldikçe yükseliyordu. Çavuşun yüzündeki ifadeye baktım. Önce bir babaya duyulan saygının samimiyeti okunan çizgiler sertleşmeye, içten gelen bir isyanın ateşleri gözlerinden okunmaya başladı, fakat gerçek itaatin sembolü olan Türk askeri gibi iç duygularını gemlemeye çalıştı. Göz pınarlarından tanelenen yaşlar yanaklarından döküldü.
    Dayanamadım.
    - “Yüzbaşı efendi susunuz!” diye bağırdım, birden şaşırdı, sözlerin bizden onay görmesini beklediği anlaşılıyordu.
    - “Yoksa fena bir şey mi söyledim?”
    - Evet, çok fena hareket ettiniz, buna hakkınız yok, bu erlerin bağlı bulunduğu Arap kavmi birçok bakımdan necip olabilir, fakat senin de benim de, Müfid'in de ve çavuşun da mensup olduğumuz kavmin de büyük ve asil bir millet olduğu asla inkar edilemez bir gerçektir.
    Yüzbaşı başını önüne eğdi, utanmıştı.
    Çok yıllar sonra, bir gün Ankara’da beni de şahit göstererek anlattığı bu hakiki olay karşısında görüşü şu idi:
    Bu ve buna benzer hadiseler, Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır.
    Mustafa Kemal'in, Türk Tarih Kurumu’nu kurmasının en büyük nedeni bu asil düşüncede aranmalıdır. Türk Milleti’nin asaletine, büyüklüğüne bütün Türklerin inanmasını ve bunu iftiharla savunmasını hayatı boyunca amaç edinmiştir. Milletine:
    - "Ne mutlu Türküm diyene!"
    Hitabıyla seslendiği zaman, buna bütün mevcudiyeti ve samimiyeti ile inanmıştı.
    Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk
    EFELERİN AKŞAMI
    Atatürk'ün Ankara’ya ayak basışının yıldönümü halkevinde ilk defa kutlanıyordu. Ankaralıların gönülden kopan kadirşinaslığı ile gündüzden beri heyecan içinde olan Atatürk efelerin oyunundan sonra yanına gelmelerini istedi. Efeleri yakınına konmuş iki sandalyeye oturmağa davet etti.
    - Şimdi size soframdakileri tanıtayım. Bu büyük bir alimdir, tarih yazar ve okutur. Bu büyük bir yazıcıdır, olanı ve olacağı dile getirir.
    Sofradakilerin hepsi için mahsus iltifat ve mübalağa dolu vasıflar buluyor, keskin, kesin, özlü methiyeler sıralıyordu.
    ...
    by Published on 15 Ocak 2012 20:26

    İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
    ***
    Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı
    ...
    by Published on 06 Kasım 2009 08:00
    Categories:
    1. CMS,
    2. Article
    Article Preview

    Welcome to the new CMS. Here's a quick guide of the different areas of this page.

    1. Section Navigation Widget. This widget allows you to go to different sections. The "plus icon" means that this section has sub-sections. Clicking on the "plus icon" will display the sub-sections.
    ...
    by Published on 10 Kasım 2009 08:00
    Categories:
    1. CMS,
    2. Article
    Article Preview

    Here's a quick Visual Guide on how to Manage Sections in the new CMS.

    1. Editing a Section: If you have permissions to manage a Section, as you hover over the Section title, a pencil icon will display.

    After clicking the pencil icon, you will be taken to the Section Edit page. Here's what you will see:

    2. Section Name:
    Enter the Section Name
    3. SEO URL Alias: This is the SEO Friendly URL. By default, if this is blank, the system will automatically copy the section title.
    4. Section Layout: For each section you can define an individual section layout.
    ...
    by Published on 06 Kasım 2009 08:00
    Categories:
    1. CMS,
    2. Article,
    3. Insert Images
    Article Preview

    Here's a quick visual guide on how to create a new article with the CMS.

    1. Create New Article Button: Navigate to the section you want the article to be published in. Click on the "Create a New Article" button. This will open an article form.


    2. Article Title: In the "Add/Edit Article" screen, enter the title of your article in the "Title" textbox.
    ...
    by Published on 06 Kasım 2009 08:00
    Categories:
    1. CMS,
    2. Article,
    3. Promote,
    4. Forums,
    5. Insert Images
    Article Preview

    One of the innovative new features on vBulletin 4.0 Publishing Suite is the cross-publishing "Promote to Article" functionality.

    In the spirit of promoting content discovery, we wanted to create features that will allow content ...
    by Published on 06 Kasım 2009 08:00



    This is a sample article with a YouTube video clip. ...
    by Published on 22 Ocak 2012 00:41

  • Son Blog Yazıları

    ademsucu

    Türkiyede Yetişen Meyveler

    Türkiyede yetişen bazı meyveler gruplandırılarak aşağıda listelenmiştir. Sert Çekirdekli Meyveler Erik Şeftali Kayısı Kiraz Vişne Karayemiş

    ademsucu Dün 22:55
    ademsucu

    Kivi Yetiştiriciliği

    1-) KİVİ ÖZELLİKLERİ ve ÜRETİCİ ÜLKELER : Actinidia cinsine ait türlerin kaynağı doğu Çin ‘ dir. Çin’ den 1900’lü yılların başında bir miktar tohum Yeni Zelanda’ya götürülmüştür. Bu tohumlardan...

    ademsucu Dün 22:28
    ademsucu

    Armut Nasıl Yetistirilir?

    Ağaç Yapısı Armut ağacı genellikle dikine büyür taç yapısı bir çok çeşitte piramit şeklindedir. Örneğin Akça ve Mustafa Bey yarı dik, Ankara dik Williams yayvan büyüme göstermektedir. Armut...

    ademsucu Dün 22:26
    ademsucu

    Erik Yetiştiriciliği

    İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ İklim İsteği Erikler türlerine göre genel olarak değişik iklim şartlarında yetiştirilebilirler. Böylece, erik türlerini mutedil, sıcak mutedil ve soğuk mutedil iklim...

    ademsucu Dün 22:17
    ademsucu

    DEPREM ŞİDDET CETVELİ

    Şiddet cetvellerinin açıklamasına geçmeden önce, burada kullanılacak terimlerin belirtilmesine çalışılacaktır. Özel bir şekilde depreme dayanıklı olarak projelendirilmemiş yapılar üç tipe...

    ademsucu Dün 18:58